gittiğim yer(ler)e kendimi de götürdükten sonra gideceğim yerin bir önemi var mı?
14:33

gittiğim yer(ler)e kendimi de götürdükten sonra gideceğim yerin bir önemi var mı?



kendinize bir sınır koyma zamanı gelmiştir, çekip gitmeler cumhuriyetinde bekleyenleriniz vardır belki. önce bir sürü eğer düzenlersiniz aklınızın bavulunda, sonra matematik hocanız gelir; -eksileri artıları iyice hesapladın mı- diye sorar gibi bakar size. ardından edebiyat hocanız dikiliverir karşınızda -mefail ün müydü me fail ün mü- diye sorar; faili meçhul dersiniz ve sıfırınızı da eklersiniz valizinize, ardından coğrafya hocası dikilir karşınıza - gittiğin coğrafyaya yakışacak mısın, toroslar çok sıralı gelmesin sana- cevaplayamazsınız sadece gittiğinizin yerin adını yazdınız diye bir de 2 eklersiniz valizine. uzun eşşek oynayalım mı diye zıpırca gülümser arkadaşlarınız - tek misin çift mi- siz de cevap olarak bir de yastık alırsınız yanınıza. tarih hocasına geldi sıra - söyle bakalım ülkemizi paylaştıklarında çekip gittiğin yeri hangi soysuzlar istiyordu- onu bilmem ben sadece giderim dersiniz, tarihe yazılacak sözler söylemediniz ancak cevap verdiniz; cevabınız 5 puan değerinde. tarihi birazcık kurtardınız. felsefe hocasında şimdi sıra, rendekardan evrilmiş eğreti laflar;
-düşünüyorsun neden yoksun o halde, sen gittiğinde burada kalanlar var olmaya devam edecek mi, yani sen yoksan hiçbiri olmayacak mı?--düşünmeye devam ediyorum ama yokum-- ben düşündüğüm sürece onlar hep var, kalan 1 giden0 - diyeceksiniz. cevabınızdan etkilenen felsefe hocası kanaat notuna 10 ile kayda alacak adınızı. bilgisayar öğretmeni dikilecek karşınıza - hata 404 ne demek- der. -aradığınız sayfa bulunamadı hocam- dersiniz; işte şimdi bilgisayar mantığıyla 11' i hackettiniz.

fizik ve kimyadan zaten hiç çakmazdınız, yine de sorarlar size - şimdi biz birbirine bağlı ama birbirinden ayrı parçacıklar mıyız?, giderken çözünürlüğümüz artar mı? sahi hocam şeker suda erimezmiş, sadece gözle görülemeyecek kadar mikro parçalara ayrılırmış, öğrendiğimiz iyi oldu. soru soracak tek kişi kalır geriye kendiniz; gitmek mi zor kalmak mı? ya amigdalanız ne tepki verecek bu gidişe, bari onu da arkanızda bırakın giderse zaten hiç sizin olmamıştır. arkanızdan sallanacak elleri hesaba katmayın hiç, size gitme demeyecekler, size kal demeyecekler. rest çekeceksiniz blöfünü gördüm diyecekler ancak kartları açtığınızda görecekler floş royali. kendinize ait ne varsa hackedilmiş, geri alacaksınız bir bir, zoraki bir gülümsemeyle oysa onlarda kalsın istiyordunuz.ingilizce hocası görünecek uzaklardan yine o içgıcıklayıcı soruyu soracak "ver ar yu fırom" - ay em fırom anyver- diyecek ve kalıplara meydan okuyacaksınız çocuk ingilizcesiyle, diyebilecekseniz amenna, bal gibi biliyorsunuz nereli olduğunuzu yine de 12'yi hackettiniz. ve gerisi bildik şeyler işte , bir gidiş için gereken nedir? bir bilet ve bir valiz, bir kamyon dolusu az kullanılmış eşya ve hesap kesimleri. 21 kez düşünecek 1 kerede halledeceksiniz bu işi, yoksa kartları iyi saymadınız mı?

herşeyi yanınıza aldınız. durun aslında yanınıza aldıklarınız herşeyiniz değildi, herşeyinizi bırakmaya hazır mısınız? nasıl çekip gitmiş bir şaman? siz koşmuyorken de sonsuz bir at olabilir misiniz? gerçek herşeyin üstünde miydi? öyleyse onu da ardınızda bırakacaksınız. hırkalarınızı çatışmada bıraktınız ve koca bir şehrin kursağında haram bir lokma gibi oturmaktansa gitmeyi tercih ettiniz. bütün sınavlardan aa almadınız ama sorulara verebildiğiniz kadar cevap verdiniz. gücünüz yettiğince. çan eğrisi kimin umrunda.

yine de çekip gideceksiniz eğer her -gitmenin bitmek olmadığını da biliyor- olmalısınız, yani şehir değiştirmek değiştirecek mi sizi, yalnız kalmanıza bahaneler üreteceksiniz hepsi bu. bunu da kabullendiyseniz çağırın bir korsan taksi, çünkü bir daha hep sarı taksilere binmek zorunda kalabilirsiniz. ne yani onların ki de emek değil mi? hem valizlerinizi daha içten taşır onlar, inanmazsınız ama arkanızdan el bile sallarlar, her şeyi bırakıp gidecekseniz biraz da illegal bir gidiş olmayacak mı zaten?

eh artık yolun başına geldiniz evet evet sonuna değil başına, geldiğiniz yere dönüyorsunuz, ikinci tura geçiyorsunuz ve tur bindiriyor canınızı son kez yakmak isteyen birileri, tüm maskelerinizi unutmadınız inşallah, gittikten sonra orjinallerini bulmak epey zaman alırdı çünkü. güneşin ilk ışıklarıyla artık bu şehrin sabahında olmayacaksınız. iyice vedalaştınız mı, denizin tuzunu fazla kaçırmadınız umarım. giderken ağlayacaksanız açın işte gidiyorumu. mendile gerek yok içinizdeki hüznü silemedikten sonra. bayram harçlığını az önce kaybetmiş mahsun çocuk gibi bakmayın öyle, ilk giden siz değilsiniz ya? lodosta karaköy iskelesi batacak değil siz gittiniz diye, batsa bile yenisini yaparlar göremediğinizle kalırsınız.

haydi "iyi yolculuklar" deyin kendinize... gitmenizi istemediği halde kal demeyenler için bir şişe su dökün arkanızdan ve sırf kendilerini yenemediler diye. bırakıp gittiğiniz herşey için bir fatiha okuyun, ateist bile olsanız okuyun çünkü kalan ruhunuzun hackkıdır hem fonetiği güzel...güzeldir herşeyi bırakıp çekip gitmek, bazı güzelliklere dayanmaz yürek, yüreksizliğe de hazır mısınız? korkaklıktan bahsetmiyorum artık sizin göğsünüzde saklayamadığınız öksürüklerinize, içinize gömdüğünüz hıçkırıklarınıza eyvallah demeyecek olan yüreğin vicdani reddinden söz ediyorum . aman yüreğinize iyi bakın giderken, hala zamana eş işliyor mu? gittikten sonra spontane bir yaşama savrulmaya hazır mı? son kontrollerini yapın, hem neyi çekip gideceksiniz giderken? siz en iyisi perdeyi de çekin giderken. prestijiniz sağlam olsun...

sahi herşeyi mi bırakıp gidiyorsunuz, yoksa her şeyi mi?