Sokakta bir palyaço,insanları güldürüyordu.Yüzündeki maske gülümsüyor,onlar güldükçe o ağlıyordu.Kimse görmüyordu gözyaşlarını,yüreğini,sadece gülüyorlardı ona.Alt tarafı bir soytarıydı,çocukları güldüren.Yüzündeki boyalı maske saklıyordu tüm gerçekleri.Mutlu ettikçe insanları,kendisinin de mutlu olduğunu düşünüyorlardı.Ama böyle değildi,maske ne kadar mutlu görünse de yüreğinde ağlayan bir palyaço vardı.Kimse görmek istemiyordu,çünkü maskeliydi yüzü.İnsanlar arasında,insanları güldüren,ama kendi ağlayan bir soytarıydı sadece.Aklıma bir hikaye geldi onu görünce,bir palyaço hikayesi.Çok ünlü bir palyaço,mutsuz olduğundan,içinin kan ağladığından şikayet ederek bir doktora gider.Doktor ona şehirde bir palyaço var,onun güldüremediği insan yok,git ona kesin mutlu olursun der.Palyaço, doktora acılı bir şekilde gülümseyerek, doktor bey,bahsettiğiniz palyaço benim der.Ne acıdır ki bazan insanlar başkalarını mutlu ederken,kendi yüreklerine merhem olamıyorlar.Tıpkı o sokak soytarısı gibi.Yüzündeki maske,tüm gözyaşlarını saklıyor çünkü.Sadece dikkatli bakanlar palyaçonun gözyaşlarını görebilirler...




Palyaçolarda Ağlar
Bu gece yine sahnede olacağım. Makyajımı yapıp insanları güldürmeye çalışacağım. İçimdeki fırtınalardan kurtulup, izleyenleri neşelendirmek zorundayım. Ben bir palyaçoyum. Her zaman mutlu olduğum sanılır. Sahnedeyken ağladığımı karanlıkta kimse görmez. Her gece en ön sırada oturup beni izleyen bir kadın var. Aşığım ona. Hayallerimde, kabuslarımda, gözlerimden akan damlalarda hep o var. Dün gece ki oyundan sonra bana kırmızı bir gül verdi. Sahneden indikten sonra, makyajımı silip yanına gittim. O palyaçonun ben olduğumu söyledim. Yüzüme baktı ve " Ben sana değil sahnede ki hüzünlü palyaçoya aşığım " dedi. Bugün sahnedeyim. Yine en önde o var. Kendimi bir hiç gibi hissediyorum. O beni değil, o lanet olası palyaçoyu seviyor. Buna dayanamıyorum. Dışarıda sağanak yağmur var. Gök gürlüyor. Sahnedeyim... ... Işıklar söndü, karanlıktayım. Sadece gözlerini görebiliyorum. İpi boynuma geçiriyorum... Artık yokum! Ağzımdan akan kanlar yere damlıyor. İnsanlar ağlıyor. Çığlıklar içinde kayboluyorum. O geldi yanıma. Kırmızı bir gülü kanıma bulayıp avucuma koydu. Şimdi herşey bitti. Artık ne o var, ne düşlerim, ne kabuslarım. Yanlızım...


Bir Palyaço
Bana aldanmayın! Yüzüm bir maskedir, Sizi aldatmasın. Binlerce maskem var, Çıkarmaya korktuğum, Ve Hiçbiri ben değilim... Olmadığımı göstermek İkinci doğam oldu. "Kendinden emin biri" dersiniz, Sanki; güllük gülistanlık Benim için herşey... Adım güven belirtir, Ve Oyunumun adı; "Ağırbaşlılık"tır. İçimde ve dışımda denizler sakin, Her şeyin kumandanı ben... Kimseye gereksinme duymayan Ben... Fakat, inanmayın bana, Lütfen! Herşey dışta, düzgün ve cilalı Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan O maske! Altta ne güven ne de rahatlık... Altta, Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan Gerçek ben! Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla. Kimsenin bilmesini istemem... Zayıf taraflarımı düşündükçe Titrer ve sararırım... Ya başkaları görürse iç dünyamı... Gerçek ben ve yalnızlığımı! İşte; Maskelerimi onun için takarım... Onun için, arkalarına saklanacak Maskeler yaratırım... Onlar; Gösterişte kullanabileceğim Parlatılmış yüzlerim. Beni korur, bakan gözlerden. Beni olduğum gibi kabul edecek, Sevecek Bakışları bulamazsam, Solacak kuruyacak gerçek ben... Ve Ben bunu biliyorum. Beni kendi maskelerimden kurtaracak, Kurduğum hapishaneden kaçıracak Diktiğim engellerden aşıracak, Beni seven, Beni anlayan Bakışlar olacak. Bana, "Sen değerlisin" diyecek, "Maskesizken daha bir insansın" "Daha yakın, daha bir dostsun" Diyecek bir bakışa Beni gören bir bakışa Muhtacım... Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır! Uyarırım seni dost! Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben, Sana kendini kolayca açamayacaktır. Bütün gücümle tutunacağım maskelerime Ne kadar sokulursan yakınıma, O denli şiddetli geri iteceğim seni. Kim olduğumu merak ediyor musun? Hiç merak etme. Ben, çevrendeki Her erkek ve kadınım. Maske takan her insanım....


Üzgün Palyaço'lar!


Palyaçolar... Her zaman mutlu, her zaman eğlendirmeye hazır...
Çocukların vazgeçilmezi. Kimi zaman elinde şeker, kimi zaman birkaç renkli balon. Boyalı yüzleri; kıvırcık, kabarık, rengarenk, bonus saçları. Hayal ettiğimizde hep böyle değil midir palyaçolar?
Herşey harika, herşey eğlenceli, ne kadar güzel bir görüntü...
Peki siz hiç ağlayan palyaço görmediniz mi?
Daha çok küçükken bayılırdım palyaçolara. Ta ki bir köşede elinde sigarasıyla düşünceli ve üzgün bir palyaço görene kadar...
O zaman düşünmeye başladım; herşey göründüğü gibi mi? Gülen yüzlerin ardındaki hüzünlü gözleri, palyaçonun dolmuş gözlerini görmeye başladım bundan sonra.
Kalabalık dağılırken etrafından, palyaço bir köşeye siner. Çok kişilikli bir yalnızlıktır onunki, o andan itibaren. Bazen bir sigara yakar, düşünmeye başlar uzaklar dalgın. Herkesin sevgilisi bir palyaço; üzgün üzgün belki ödeyemediği faturalarını, belki ayrıldığı veya uzağındaki sevdiceğini düşünür. Belki de ağlar... O rengarenk boyalı suratı, taktığı peruk bile mutlu göstermeye yetmez onu. Maskeler ardına saklanmış bir insan ruhu onunkisi de neticede, belki de en zoru... Mutlu görünmek zorunda olan palyaço, belki de depresyonda yalnız kaldığında..
Aslında, artık düşünüyorum da etrafımızda fark edemediğimiz, henüz ağlarken görmediğimiz ne kadar çok palyaço var. Belki de hepimiz zaman zaman en iyi rol yapabilen palyaçoyuz. Bizi hayat mı bu hale getirdi? Bilmem, belki de...




trajikomik


rutubet kokuyor evim, gidişine ağlarken duvarlarım... cebimde birkaç düş kırıklığı, geriye kalan başka birşey yok. çaresiz bu aşkın üstüne de bir çizik atıp yeni aldanışlara yol alacağım
yalnızlık akıyor penceremden , birkaç yağmur damlasının arasına karışarak... boşa akmasın diyorum artık akan her bir damla su, avucumu açıyorum... dua ediyorum sanıyor görenler , delirmeme az kaldı bilmiyorlar. yalnız bir odanın voltasında zor oluyor sabah.. bir ileri , bir geri... ayna da aynı yüz, yok bir başkası... çok sevdiğim kağıt, kalem , tadı tuzu kalmamış bir aşkın son çırpınışları... içimde -ağlayan palyaço'nun- trajikomik surat ifadesi...


yeni


rutubet kokuyor evim, gidişine ağlarken duvarlarım... cebimde birkaç düş kırıklığı, geriye kalan başka birşey yok. çaresiz bu aşkın üstüne de bir çizik atıp yeni aldanışlara yol alacağım. erkekler ağlamaz diyebilecek kadar gururum olsaydı keşke. erkekler ağlıyor çünkü -ağlamaz denilse bile- ve birçoğu hergece... ne tuhaf bundan utanmıyorum bile , gözlerdeki yaştan neden utanmalı ? oyuncakları ve düşleri birer birer çalınmış bir erkek çocuğu ağlayamaz mı ?


yalnızlık akıyor penceremden , birkaç yağmur damlasının arasına karışarak... boşa akmasın diyorum artık akan her bir damla su, avucumu açıyorum... dua ediyorum sanıyor görenler , delirmeme az kaldı bilmiyorlar. yalnız bir odanın voltasında zor oluyor sabah.. bir ileri , bir geri... ayna da aynı yüz, yok bir başkası... çok sevdiğim kağıt, kalem , tadı tuzu kalmamış bir aşkın son çırpınışları... içimde -ağlayan palyaço'nun- trajikomik surat ifadesi...


ağlayan palyaço...


size gülerken gözlerim ne kadar da mutlusunuz... belki de beni en çok bu yüzden seviyordunuz !


size gülerken suretim , palyaçonuz ağlıyordu , bilmiyordunuz.
ben bir palyaçoyum.
16:04

ben bir palyaçoyum.



Kurduğunuz düzeni sevme şeklinizi sevemedim.Başaramadım gerçek olmayı gerçekliğinizde çünkü oda gerçek değil biliyorum. Yaratılan, yarattığınız şeyler sizin oluşturduğunuz duygular bunlar, siz istediniz diye sizin istediğiniz şekilde varlar.Benim için yoklar.

Yaşıyorum aranızda,yaşıyorum varlığımı öldürerek,benliğimi gizleyerek,duygularımı sizinkilere benzeterek. Kendimi kaybetmemek için sizin uydurduğunuz şeylere uyum göstererek.Muhteşem bir oyuncuyum, kusursuz bir uyumluyum. Sesimi soluğumu isyanımı çıkartmıyorum, sadece sigaramın dumanını üflüyorum bazen sahte suratlarınıza, aptal mutluluklarla donattığınız sönük kahkahalarınıza.Ne yazık! yetmişinde olanınızda aynı, beşinde olanınızda, on sekizinde, yirmibeşinde her dönemde farklı bir sahtelik giyiniyorsunuz, zorla giydiriyorsunuz, zorla yedirip zorla izletiyorsunuz.Zorla sevip zorla sevişiyorsunuz.Hayvansı varlığınızı metropol denilen hastalıklı evrenden söküp aldığınız yara bantlarıyla kapatmaya çalışıyorsunuz.Günden güne daha çok hastalanıyorsunuz.

Sağlıklı hastalar, kurulmuş hastalar, ayarı yapılmış hastalar, canlı ölüler, ipsiz kuklalar, insan tabelasıyla dolaşan hayvanlar, özü sözü bir yalancılar, dürüst sahtekarlar.Hiç birinize uymuyorum ben, ben uymuyorum bu dünyaya. Baştan aykırıydım hepinize, baştan anlamadınız beni anlamayacaksınız son nefesimi verene dek’te. 

Suskunluğumla haykırıyorum aranızda, sizin gibi olmaya çabalayarak kendim gibi kalma savaşımda, yıkmaya çalışıyorum düzeninizi.Benim tek derdim düzen dediğiniz altı çürümüş leş yuvasının en tepesine tırmanıp kendimle birlikte havaya uçurmak orayı inandığınız her şeyi benim inanmadığım hiçliği.Sevmeden sevemez insan siz hiçbiriniz sevmiyorsunuz en başta kendinizi. Sevseniz işlemlerden geçmezdiniz, sevseniz değiştirmek istemezdiniz, sevseniz olduğunuz neyse öyle olur olgunlaşırdınız, sevseniz değiştirmek istediğiniz şey kendiniz olmazdı, karşınızdakiyle oynamazdınız,sevseniz düzen dediğiniz bu şeyi yaratmazdınız ve ona inanmazdınız.

 Siz sayın sevemeyenler siz sevebilseydiniz eğer böyle bir düzende barınmazdınız zorlanmaz zorlamazdınız. Sevseniz düzeninizin gereklilikler çemberini kırardınız. Düzen tarafından düzüldüğünüzü anlardınız. Sevgiyi yoksunluk yüzünden dayatmalarla yaşamazdınız.Dayatılan hiç bir şey bana göre değil. Gerekliliklerin hepsinden nefret ediyorum, aynaları sevmiyorum bazen sizin gibi olduğumu düşündürüyorlar. Sonra içimdeki alev gözlerime ulaşınca kendime geliyorum. Ben siz değilim ben, ben bile değilim ben kim olduğumu bile bilmiyorum bir şey biliyorum hepinizden yalnızım, farklıyım çevremde binlerceniz var evet ama biriniz bile benimle aynı dili konuşmuyorsunuz biriniz bile aynı duyguları paylaşıp benimle aynı gözden bakamıyorsunuz. 

Sizin gibi olmaktan ölesiye korkuyorum düzeninizi bertaraf etmek için uyduğum bu düzende size benzemekten korkarak gün sayıyorum o yüzden ölmek istediğim gecelerim oluyor sonra sizin gibi olmadan bir kaybeden olarak ölmeyi kabullenemiyorum, kurumlarınıza sızıyorum, uyuyorum bende size. Aranızda renklerimi belli etmeden yürüyorum.İnanmıyorum var ettiklerinize çünkü biliyorum ruh kalp beden ve aklınız başka tekliklerin elinde.Benim gibi olanınız varmı diye soruyorum bazen durup durup kendime, ihtimal dahiline aldığım şeyler arasında. Olabilir, varmış eskiden benim gibiler erkenden ölmüşler, öldürmüşsünüz onları çekilmezliğinizle.

Erken ölmeye niyetim yok yalnız ölmeye’de öldüğümde hepinizi götüreceğim beraberimde ve ben öldüğümde inecek tüm giydikleriniz yırtılacak örtündükleriniz ve çırılçıplak göremediğiniz kendinizle kendi yok ettiklerinizle baş başa bırakıp sizide gömüp gideceğim düzeninizin ben tarafından kazılmış mezarı içine.
Sevemedim dünyanızı
02:58

Sevemedim dünyanızı



Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..

Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.. Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin..
Sadece kumandanin tuşuna basıp ezberleyin.. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun..
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman. Yalnız dua edin elektrikler gitmesin!
Emrah Serbes
15:44

Emrah Serbes



Amacım zamanı satın almak. Mülk edinmek gibi bir derdim yok. Mülkiyet hırsızlık gibi bir şey. Sevmiyorum işte. Biz kuşak olarak böyleyiz. Bize sevmeyi, bir şeylere bağlanmayı öğretmediler. O tarafımız gelişmedi. Benim tek bir düşüncem var;

çıplak geldim, çıplak gideceğim… Ben dünyanın bir parçasıyım, şurayla ve bedenimle sınırlı değilim. Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor… Ben de çekiyorum aynı acıyı. Altıma son model bir araba çekip, güzel bir ev alınca mutlu mu olacağım yani? Hayır olmam. Aramızda mutlu olanlar varsa zekalarından şüphe ederim, bir de gözlerinden. Çünkü iyi görmüyorlardır.
Nejat İşler
15:46

Nejat İşler