bazen öylesine sıkılıyorum hayattan...yıllarca ölümden korkan insanların, "amaaaan ölsem de kurtulsam" cesaretini nasıl ve nereden aldıklarını anlarcasına...bir rahatlama, bir huzur giysisi geçirebiliyor insan kimi zaman çekinerek, kimi zaman korku dolu tasavvur ettiği ölüme; yaşamaktansa..

sonra bir de nazım'a bakıyorum..bir benim halime, bir de onunkine..
çok bencil, bir o kadar burnu büyük, ve pek de küstahça geliyor tavrım..

zira "o içeri düştüğünden beri güneşin etrafında 10 kere dönmüştü dünya ve hane halkı bilmediği bir sokakta, görmediği bir evde oturuyordu" mesela...*. 
halbuki benim sevdiklerim hep etrafımda..bahsedilebilecek tek şey hiç görmediğim, tanımadığım bir kadını sevmem sadece yıllardır...
o ise "duvarın arkasındaki" dışarıyla ile yaşamaya çalışıyorsa hala - kavgası ve rüzgarıyla , bana ne oluyor ki acaba ??

veya benimkiyle kıyas kabul etmeyecek ağır sıklet "acı hayat" kalibrasyonu ile belki de milyonlarca sene sonra yok olacak dünyanın, yani "evinin" acısını çekebiliyorsa şimdiden, bunun mahzunluğunu duyabiliyorsa ve "öylesine sevebiliyorsa bu dünyayı" , bana ne oluyor ki ???

yaşamayı ciddiye alamıyor muyum, neyim ? 
insan büyüyünce hayalleri küçülüyor gerçekten ve batıyor hayallerin kırıkları sağına, soluna ve hatta kıçına..
belki de ondan bu bezginlik, bıkkınlık..

kronik kıymet bilmezlik hastalığı da var tabi serde..nazım olabilmek gerekiyor bazı şeylerin farkındalığı için..

"yaşadım" diyebilmek için..

okuyorum bir kez daha..ve dinliyorum genco'nun* sesinden..

ve anlıyorum ki gayrısı, mesela benim hayata dair bezginliğim, yıllardır tanımadığım bir kadını sevmem; lâf-ü güzaf.
nazım olabilmek. / yaşamaya dair..
14:52

nazım olabilmek. / yaşamaya dair..


garip bir durum.

hayır yanlış anlamayın, garip olan görmeden aşık olmak değil buna inanmamak.

usta, aşk dediğin zaten başlı başına mantıksız, inanılmaz bir olay. 

bak tarihe, bu aşk denen ipnelik yüzünden biri dağları delmiş, biri çöllere düşmüş, savaşlar başlamış, krallar tahtından olmuş.

yada siktir et tarihi, dön bak kendine. kaç kere aşık oldun, kaç kere hayatta yapmam dediğin şeyleri aşk yüzünden yaptın, dünyadaki milyarlarca insandan biri sadece sen aşık olduğun için dünyanın en güzel, en vazgeçilmez insanı oldu?

ya da aranızda babasının cenazesinde bile dökmediği göz yaşlarını aşk acısı yüzünden döken yok mu?

ya da dünyanın en boktan şarkısı sırf senin aşkınla ilgili anılar taşıdığı için cennetin fon müziği olmadı mı?

yani diyorum ki cancağızım, aşk diye insanın bildiklerinin, mantığının çok ötesinde bir şeyin varlığını kabul edeceğiz ama bunun görmeden olacağına inanmayacağız öyle mi?

söz konusu aşk ise görmeden de aşk 

olamaz mı?

olabilir.

görmeden aşık olmak..
06:08

görmeden aşık olmak..



bazen bir şarkı duyarsın, içinde kendini bulursun. gözlerinin daldığını hissedersin saatler sonra, sonra düşünürsün , 6. zaman kipine hapsolmuş vakitler gelir aklına. insanlar gelir gözlerinin önüne. bir de bakmışsın ki hepsinin yüzü birbirine karışmış. korkarsın şerrinden zamanın.

sonra özlersin, özlersin ve özlersin. insanları değil ama ; onların hissettirdikleri duyguları özlersin. gözlerin dolsa bir ağlasan rahatlarsın belki ama onu da yapamazsın.

sonra gözlerin yine uzaklara dalar. bir gün anlarsın ki, gözleri uzakta olan birinin hikayesi yakınlarda olmaz.

sonra bir gün gitmek istersin.

bazen istemezsin, sadece uzak'ları düşlersin , o kadar.
bazen tam gidecekken vazgeçersin.
bazen çok yorulursun, koşmaktan değil ama susmaktan.
bazen söylediklerin yakar canını, pişman olursun ; bazen de söyleyemediklerin.
bazen her şeyden vazgeçersin, kendinden bile.
bazen vazgeçmek bile gelmez aklına.
bazen iç'te fırtınalar kopar, tozu dumana katar.
bazen de yaprak bile kıpırdamaz.
bazen haksız olmayı dilersin, haklı çıkar üzülürsün.
bazen de tersi olur haksız çıktığın için üzülürsün.


bazen üşürsün, omuzlarına yünlü bir şarkı alırsın. sonra daha çok üşürsün.
bazen buz tutar iç'in dış'arıdan ağustos böceklerinin sesi gelir oysa ki.
bazen seversin.
bazen her şey yerli yerindedir ama sen sevmeyi unutursun.
bazen acı çekersin, sonra zamanla acı'yı sevmeyi öğrenirsin.
bazen birini kırarsın, sonra bir gün kırdığın kadar kırılınca hatanı anlarsın.
bazen avuçlarının arasında güzel kelimeler taşırsın, sonra layık birini bulamayınca kıyar çöpe atarsın.
bazen öyle bir an gelir ki herkesi anlarsın.
bazen de bir tek kendini anlayamazsın.


bazen bir otobüs durağında saatlerce otursun, yanına tanımadığın biri gelip oturur. sanki kırk yıllık tanıdığın gibi hissedersin.
bazen de en yakının bir yabancı gibi olur, incinirsin.
bazen bir telefon uzağındadır mutluluk, bazen de çok geçtir her şey için.
bazen her şeyden ve herkesten soğursun nedensiz, 
bazen de onca nedene rağmen uzaklaşamazsın.


bazen aynanın karşısına geçersin, konuşmaz sadece bakarsın.
bazen aynaya bile bakamazsın.
bazen etrafındakiler hissizliğinden ötürü sana kızar.
bazen her şeyi anlatmak istersin, sonra takatin kalmaz vazgeçersin. sonra bir sezen şarkısı ...

bazen çok sıkılırsın, bazen de birini çok sıkarsın.
bazen pişman olup vazgeçersin; bazen de pişmanlığınla kalakalırsın.

bazen kaçıp gidersin, bir gün geri dönersin..
bazen de dönemezsin.
bazen yüreğinle yanarsın.
bazen de sadece kelimelerin ile.
------------------------------------------------------

bazen o lanet gururuna küfredersin,
bazen de gurursuz, çirkef insanları görüp haline şükredersin.


------------------------------------------------------


bazen de bütün sevdiğin şarkıları ve kitaplarını bir bavula toplayıp çekip gitmek istersin. sonra bir şarkı çalar ,sezen diyor ya :

'ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem 
unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir 
acının insana kattığı değeri bilirim küsemem 
acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir '


ve bazen ne teoman anlar seni ne de feridun. sen de kendi şarkını yazarsın. 

ve bazen her şeyi içine atarsın da kendini atacak bir yer bulamazsın.

bazen..
12:38

bazen..



dert ortağın, tek sırdaşın, gereksiz hatırlatmalara ihtiyaç duymadan randevusuz buluşma yerinde olan, gitmesen de darılmayan, asla terketmeyen, herkes gittiğinde, sırtını döndüğünde istisnasız yanında olan, eşsiz dosttur, gerçek yoldaştır... alıştıkça ona daha bir çekilmez olur samimiyetsiz kalabalıklar, her ne kadar insanlar tarafından yanında birilerinin olması durumunda geçersiz sayılsa da aslında hiçbir zaman terketmez seni, bırakılmazındır anlaşılamasa da. 

kişinin, anlamaktan aciz insanların doluştuğu dünyadan hızla kaçışıdır kendi benliğine. içinin dolup taştığı, tüm cesaretini toplayıp kendinle yüzleşmenin vakti geldiğinde, çıkar karşınıza ansızın. o anda gerçek sevgiliye kavuşma mutluluğu ile sarılırsın sevdiceğine bırakılma şüphesi olmadan, yitip gidenleri unutarak, haketmeyenlere adadığın yaşamını gerçek sahibine teslim ederek...

sorgulayıp, yaftalayanların, dışlayıp ötekileştirenlerin, beğenmeyip dudak bükenlerin, haddinden fazla değer bulan ucuz hayatların, bir hiç olduğunun bile farkında olmayanların dünyasından, insanı çekip alır ve olduğun gibi kabul eder seni yalnızlığın; yargılamaksızın.... 

hüzün vardır onunla ama yelken açarsın yalnızlığınla mavi sulara tek başına. her seferinde zor gelse de zamanla alışırsın parçan olur, yüzleşirsin tüm korkularınla, işte gerçek cesarettir herşeyi göze alarak ömrünün sonuna kadar yaşamaya mahkum etmek kendini yalnızlığınla, korkaklıklarından bu durum bünyelerine fazlasıyla ağır geldiğinden, gerçekle yüzleşememelerinden, yalnızlıktan hoşlanmadıklarından size öyle olmadığını, yanlış yaptığınızı söyleyenlere rağmen... 

ve her yalnızlıkta aşk vardır, her aşkta yalnızlık olduğu gibi. bir zaman sonra farkında olmadan, aşkla bağlanırsın yalnızlığa zaten dünyadaki bütün umutsuz aşkların da acımadan yalnızlığa mahkum etmişken seni, celladına aşık olan kurban misali, suçluyu da oynarsın kendi yalnızlığında, unutulan masumiyetinin üzüntüsüyle... her unutulmanın ve terkedilişin ardından söylenirsin kendi kendine "yalnızlığım, bir daha asla unutmayacağım seni" dersin ama yine de unutursun gerçek dostunu, o seni hiç unutmasa da.

ne yalnızlık terkeder seni ne de aşk, öyleki her aşkta müsait ilk yerde yalnızlığınla buluşurken, her yalnızlık da seni aşka götürecek ilk gönüllüdür her zaman. "ama biz..." diye başlayıp senin sevgine bir gram bile inancı olmayan, "yapamayız, olmaz" diye devam eden dünyanın en kısır, sahibinin bile sebeplerini açıklamaktan aciz cümlelerine maruz kalmaktansa, hayatım boyunca sadık yalnızlığıma mahkum olarak yaşamayı yeğlerim. ne o terkeder beni ne de ben onu. illa aşk da gerekirse, kendi yalnızlığıma aşkla bağlanırım diğerinde ağır hasarlı hayata devam etmektense...


bizi yalnız bırakmayan tek şey..
13:12

bizi yalnız bırakmayan tek şey..