bir varmışsın, bir yokmuşsun aleminde, sırıtan ün benliğe, fiziki görünümlerin alelen sergilenmesinden öte, manevi ya da içsel ya da her neyse tüm ruhun girdiği garip dürtü diye tabir edilmesi mümkün gelen, ard niyeti olmayan bir kalbe pek yakışan tüm ölçütlerin ötesinde, tanımlamak zorunda kalınımdan böyle dibine vurmak, bir nebze olsun soyutlanmak ne varsa o anda yanında hepsinden kopmak, dört duvar arasında kalmak değil, herkesin arasında hiç birşey olmak gibi bir şey yalnızlık.

aslında var olmaktır, kendini öyle bir tartıya koyar ki bu tartı ölçü kuramlarından ötedir, şiirler okunmaya çalışılır, şarkılar dinlenir, kitaplar okunur, birşeyler düşünülür ama çıkmayan şey yalnızlıktır o an aklından, böyle benliğin patlaması gibi bir şey, önlük giyerken ilkokulda anneden ayrılmışcasına sahidir, yaşamaktır o an hiç olmadığı kadar hayatı.

kendini bir ahenk çıkmazında bulmaktır, sorun olan bir yere koyamamaktır, dinlemektir o an ne varsa hücrelerinde, düşünmek etraftakileri, mutlu yüzleri ve kendine bakmak bir anda, düşmek yine o emsalsiz boşluğa ve ardından bir yeni boşluk daha.

aslında tüm yalnızlıklar aydınlıkta yaşanır ama hepsi karanlıkta dile getirilir. çünkü tanınmaz o an da, o an en aktif formatında dillenir yürek ne varsa içinde. kendisiyle konuşmasıdır durduk yere, kendini haklı bulmasıdır insanın tüm yaşadıklarında, çünkü o an sadece kendini dinler, yalnızlık budur, kendine yazmaktır, kendini değersizlik abidesi ya da tam tersi görmektir, her defasında.

kaybetme korkusudur yalnızlık, elinde ne varsa bir çırpıda böyle gelir hani sarar etrafını, o an işte elindeki sigaradır yalnızlık, başındaki sevda, kağıda düşen damladır gözlerden, beden tepkiler onu, kızmak, öfke, isyan... yaşarsın yani tüm koyuluğuyla tek başına.

çaresiz kalmak gibi, geçmişe dönmek bir anda ''öf be ne günler yaşadım ben '' diyememektir bakıp bakıp aynaya, mazeret üretmektir her defasında, biraz daha geriye gitmektir şimdiki zamandan hep biraz daha geriye, uzatılan elleri geri çevirmek ve hep yakınmaktır yalnızlık.

birilerine kırılmaktır, sevmektir aslında onları böyle ölümüne, sonra kızmaktır kendine, onlara kırılmaktır, çocukça nedenlerle küsmek onlara, birilerini suçlamaktır.

uzaklaşmaktır, anne şevkatinden ve baba öfkesinden, bırakılmış hissetmektir, üniversitenin ilk günüdür, öyle bakmaktır şaşkın şaşkın etrafına, bir anlam aramaktır, baktıklarında ve bir anlam bulamamktır.

sıradandır ayrıca, pek uzun sürmez, gelir geçer, konar gider, öyledir işte. gözlerini açtığında koca bir tavandır oda'n da. anlatamamaktır işte, şimdi olduğu gibi her defasında.

efsaneler biriktirmek yarına ve yarından beklemektir ne varsa.
kendi yalnızlığımı anlatma çabası..
07:40

kendi yalnızlığımı anlatma çabası..