Güzel günler, bekler mi bizleri?
07:00

Güzel günler, bekler mi bizleri?



Bugüne de Kudsi Erguner ile uyandım. Kimsenin yanımda olmadığı, yağmurlu, dışarıdaki pazar koşuşturmacasından uzak, kendi iç dehlizinde kaybolmuş bir adamı oynuyorum yine.

Kafamın içindeki şeyler hep ileriye yönelik ve bunun zorluklarını çekiyorum şu sıralar. Keşke'li cümleler kurmayı bırakıp, iyi ki'li cümleler kurmaya başladım bir sene ardından okuluma dönünce. Farklı yüzler ama aynı heyecanların yanı sıra eksik olmanın hüznünü buldum birazda. Kendime bol proteinli bir kahvaltı tabağı hazırlayıp, dizi izledim. Dizi bittiğinde ise, kendime ait olan sorumluluklarımı -ki bu İstanbul'dan sonra daha bir belirginleşti bende- yerime getirdim.

Bach dinleyip, ödev yaparken buldum kendimi bir anda. İstanbul'dan gelen malzemelerimi kontrol ettim. Eksik şeyler vardı aslında. Ama olmadığı için değil, bitirdiğim veya kullandığım için. Okulun ortalarını hatırlıyorum da, şimdiki gibi gitme isteği yokmuş, onu anlıyorum. Sabah alarmını kaç defa ertelediğimi hatırlamazdım o sıralarda. Şimdi ise daha alarm çalmadan uyanıyor, kahvaltı yapıyor ve yola çıkıyorum. Metro'da kitap okuduğumu zaten biliyorsunuz, yinelemek istemem. Ama okulun ya da bölümün kapısından içeri girince yine başka bir kitap okuyormuşçasına bir hisse kapılıyorum. Aslına bakarsanız doğru ve yerinde bir his olmalı bu.

Babam aradı bugün. İstanbul'u bırakıp, Bursa'ya döndüğümde her konuştuğumda, daha doğrusu "Okula gidip geliyorum." dedikten sonra, onun hissettiklerini az çok anlayabiliyorum. Bir babaya, "Senin oğlun n'apıyor şimdi?" diye sorduklarında, hem üniversite mezunu hem de çalışıyor demesini gönülden söylemesini istemez mi her çocuk? İster, istemeli. Bir de, telefonu kapatmadan "Olaylara karışma." dedi. "Karışmam karışmam." dedim. Karışmayacağımı biliyor fakat apolitik kalmayacağımı biliyordu babam. Ve eğer ben karışmam dersem, karışmayacağımı da...

Gönlümden ve beynimin içinden geçenleri gerçekleştirmemi az bir süre kaldı. Güzel insanlar tanımaya zamanım var mı bilemiyorum. Lakin özel bir insan tanıyacak cesaretim de yok. İnsan defalarca sevemez herhalde. Sever ama, ilki gibi olur mu ki? Yine aklıma geldi, ölüm yıl dönümü yaklaşıyor.

Önümde çook uzun olmasa da güzel bir süreç var. Bir şeyleri yoluna koyup, yine kendi ayaklarımın üzerinde duracağım güzel günlere...